Vefa Dolu Bir Yeni Yıl

Nil Gün

vefa-dolu-yeni-bir-yil-ii

Yeni yılda her birinize, hayatınıza yeni girecek insanlar arasında minnet duyacağınız ve size minnet duyacak kimse olmamasını ama vefa duyacağınız ve size vefa duyacak çok sayıda insan olmasını diliyorum.

Çoğu insan minnet ve vefa duygusunun aynı şey olduğunu sanır.

MİNNET duygusu ego’nun duygusudur; tehlikelidir ve çoğu kez zarar vericidir, hem duyana hem duyulana.  Minnet duygusu değer bilmez. Minnet, vefasızdır.

Minnet duymak, gelişimine, bugünkü sen olmana destek vermiş, senin üzerinde emeği olan kişilere karşı hissettiğin BORÇLULUK duygusudur.  Sana emek veren kişilerden yararlandığın sürece onlara belki geçici bir “minnet sevgisi(!)” duyarsın. Yani kendini borçlu hissedersin; kişinin desteğinden yararlandığın ve almaya devam ettiğin sürece belki kendini pek rahatsız hissetmezsin ama alacağını aldıktan sonra, artık o kişinin desteğine, yardımlarına ihtiyaç duymadığına kanaat getirdiğinde ya da destek artık istediğin gibi gelmediğinde  bu çıkarcı minnet sevgisi (!), ezikliğe, öfkeye hatta nefrete dönüşebilir. Minnet duygusunun altında yatan ve yüzleşmekten kaçınılan gerçek, kişinin kendisini değersiz hissetmesi ve bu desteğe gerçek anlamda kendisini layık görmemesidir.

Kişi belki düşünsel anlamda her türlü desteği hak ettiğine kendisini inandırır ama içten içe kendisini bu desteğe layık görmez. Kişi, kendisine verilen ele karşı hissettiği borçlu olma duygusunun ağırlığından kurtulmak için, yapılan iyilikleri, verilen destekleri, küçümser, önemsizleştirir, değersizleştirir, yok sayar hatta o kişiye bir boyutta zarar vermek bile isteyebilir. Böylece kendisine ve başkalarına “O kişiden hiçbir yarar görmedim ki, her şey benim eserim, ne yaptıysam kendim yaptım, başardım” mesajını vererek borç yükünden kurtulmaya çalışır.

Minnet duygusu kendisine de başkalarına da değer vermeyi bilmez. Kendisi gibi “değersiz” birisine değer verene ise hiç değer vermez. Kendisine değer veren insan, onun gözünde kıymetsizleşir. Kendisini önemsiz, değersiz hisseden insanın, kendisine emeği geçen insanlara,  yakınlarına; örneğin eşine, çocuklarına,  diğer aile üyelerine, kendisini asla terk etmeyeceğine emin olduğu kişilere kötü, kaba, özensiz davranması bundandır. Ama aynı insan onu çok fazla önemsemeyenlerin ilgisini, alakasını çekmek, sevilmek, kabul görmek için bu insanlara oldukça iyi, kibar, sevecen davranır. Hatta feda-kârca bile davranabilir.

Bu durumu en iyi “El iyisi, ev ayısı deyimi tanımlar.

Bir adam, bilgenin yanına yaklaşıp ona, “Falanca senin arkandan kötü konuşuyormuş” demiş. Bilge gülümsemiş, “İnanmam” demiş; “Ona hiçbir iyiliğim dokunmadı ki.”

Minnet duymaktan bile daha da kötü olan bir tutum vardır. O da minnet bile duymamak… kendini borçlu bile hissetmemek… hatta dünyanın kendisine borçlu olduğunu  sanmak… ona yapılan iyiliklerin, verilen desteklerin çevresindeki insanların görevi ve kendisinin doğal hakkı olduğuna inanmak yani narsistik bir kişilik yapısı…

 

VEFA duygusu, ben’in duygusudur; sevgiyi, bilgeliği ve iyileştirici gücü arttırır. Bugünkü sen olmana destek vermiş, senin üzerinde emeği olan kişilerin değerini bilmeyi, onları takdir etmeyi ve onlara şükran duymayı kapsayan, iyileştirici, geliştirici ve bütünleştirici en derin duygudur. Vefa duyan birey, kendisine verilen değere, emeğe, desteğe, yardıma layık olduğunu bilir ve şükran duyar.  Kendisine yapılan yatırımın hakkını vereceğine dair inancı tamdır.

Vefa duygusu değer bilir çünkü vefa duygusuna sahip kişi kendisini değerli hisseder ve bu değeri yansıtır.  Vefa duygusu duyana da duyulana da kendisini iyi hissettirir… Değerli hissettirir… Yararlı hissettirir… Şükran dolu hissettirir… İNSAN hissettirir.

vefa-dolu-yeni-bir-yil-v

Vefa bir erdemdir.

Minnet duygusu da vefa duygusu da kişinin kendisiyle ilgilidir; ona yararı dokunan kişinin kalitesiyle ya da değeriyle ilgili değildir.

Kişiyi kendisine borçlu hissettiren insanlar da yok mudur? Elbette vardır ama hem borçlu hissedip, hissettirilip hem de “köprüyü geçene kadar” yani ihtiyacın kalmayana kadar o kişinin yardımını, desteğini, emeğini almaya devam ediyorsan… İşte bu tutum seninle ilgilidir, onunla değil.

Özetle; minnet duymak değersizlik duygusunun, vefa duymak değerlilik duygusunun dışa vurumudur.

Minnet duygusu geçicidir ve çok kısa vadelidir. Vefa duygusu uzun vadelidir ve ömür boyu hissedilir. 

Vefa duygusu harika bir geçmişi tamamlayış ifadesidir.

Vefa duygusu “İNSAN olmak” bilincinin turnusol kâğıdıdır.

Çünkü vefa duyuyorsanız değer bilensiniz.

Vefa duyuluyorsanız değer verensiniz.

Hem değer bilen hem değer veren BİREY olmak, İNSAN olmaktır.

Bu yılı ve geçmişi tamamlamak ve yeniye yer açmak için hayatınızda şu ana kadar size yardımı, desteği, iyiliği dokunmuş insanlara, hayatınızdaki yerlerinin öneminin, yüreğinizdeki varlıklarının takdirini ve onayını vermeye ne dersiniz?

Eğer yaşıyorlarsa ve onlara ulaşabiliyorsanız, telefon edin, e-posta gönderin, buluşun… Onlara verdiğiniz değeri, takdiri, şükran duygunuzu ifade edin.

Eğer onlara ulaşmanız mümkün değilse ya da artık hayatta değillerse, yine de şükranla dolu enerjinizi, sevginizi, takdirinizi gönderin. Kendinizi harika hissedeceksiniz.

Yeni yıla şükranla dolu, çoğalarak ve çoğaltarak girin. Değer verdiğiniz insanlarla çevrili olduğunuz ve değerinizin bilindiği bir yıl olsun.

MUTLU YILLAR!

Nil Gün

nilgun

1952 yılında doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okudu.
1972 yılında gittiği Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde on dört yıl sürekli, on iki yıl da aralıklarla yaşadı. Kaliforniya’da alternatif sağlık, alternatif eğitim, insan potansiyeli ve hümanistik psikoloji alanlarında eğitim gördü.
Zihin Bilimi, Hipnoterapi, Reiki, Rebirthing, NLP ve kinesiyoloji eğitimleri aldı. California Jaycee’s organizasyonunda uzun yıllar bireysel gelişim alanında hizmet verdi. Sorunlu çocukların gittiği okullarda gönüllü çalıştı.
International Council for Self-Esteem Türkiye temsilcisidir.
Türkiye’de ilk kez 1993 yılında hipnoterapi yöntemiyle ağrısız ve ilaçsız, suda doğum yaptırdı.
Basın dünyasında birçok dergide ve Güneş gazetesinde araştırmacı gazeteci ve köşe yazarı olarak çalıştı. Dört yıl Bilar ve Bilsak’ta haftalık konferanslar verdi. Değişik radyolarda (Enerji FM, Show Radyo, Best FM ve Radyo TRT1) Kuraldışı ve Ötesi adlı psikoloji ve bireysel gelişim eksenli programlar hazırlayıp sundu. TGRT’de hafta içi her gün, Nil Gün ile Yeni Bir Gün adıyla bir sohbet programı yaptı. Radikal gazetesinde psikoloji ağırlıklı dizi yazıları yayımlandı.
Cine-5 kanalında Çekim Yasası programını hazırlayıp sundu. (2007)
Amerika’da 1981, Türkiye’de 1989 yılından beri, bireysel ve kurumsal workshop çalışmaları yapıyor.
Bireysel gelişim kavramının Türkiye’ye girmesinde ve birçok yayınevine yaptığı danışmanlıkla bu alandaki yayınların tanınmasında öncü oldu. Ayrıca uzun yıllardır ideali olan, okullara Özsaygı (Self-Esteem) derslerinin girmesi için ilk adımı attı ve özel bir okulda Özsaygı dersleri vermeye başladı.
Çok sayıda kitabı, çevirisi; hipnomeditasyon, zihin programlaması, motivasyon ve çocuk eğitimi CD’si vardır. Ayrıca Bütünsel Kinesiyoloji alanında yaptığı çalışmaları içeren, Bedenin Bilgeliği adında kapsamlı bir DVD çıkarttı.
Öncelikli hedefi, Bütünsel Kinesiyoloji (PiKi) eğitmenleri ve danışmanlar yetiştirerek eğitim, sağlık ve iş hayatı alanlarında topluma yararlı olmaktır.

Yorum Yap